Progesteronun anti-proliferatif ve apoptotik etkisinin U87MG ve A172 glioblastoma hücrelerinde karşılaştırmalı proteomik analizi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Biyokimya ve Moleküler Biyoloji Tezli Yüksek Lisans Programı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MUAZZEZ CEREN YILMAZ
Danışman: Aysel Özpınar
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Progesteron (P4) rahim duvarını, meme bezlerini ve merkezi sinir sistemini (CNS) etkileyen ve hafıza, cinsel davranış, bilişsel işlevler gibi CNS'deki fonksiyonları düzenleyen bir steroid hormondur. Yapılan çalışmalar P4'ün meme, endometriyal, yumurtalık, kolon ve tükürük bezi tümörlerinde antiproliferatif ve apoptotik etkisini desteklemektedir. Glioblastoma multiforme (GBM), cerrahi operasyon, radyoterapi ve kemoterapilere rağmen ortalama sağ kalım süresi 13-15 ay arasında değişen agresif beyin tümörüdür. Bu tez çalışmasında P4'ün iki farklı GBM hücre hattı (U87MG ve A172) üzerindeki antiproliferatif ve apoptotik etkilerini araştırmayı ve iki boyutlu jel elektroforezi kullanarak farklı P4 dozlarındaki proteomik profil farklılıklarını belirlemek amaçlanmıştır. Bu hücre hatlarında xCELLigence RTCA cihazı ile yapılan gerçek zamanlı ölçümlere dayalı teknikte logaritmik fazdaki hücrelere farklı dozlarda ilaç uygulaması yapılmıştır. Bu sonuçlardan yola çıkılarak U87MG ve A172 hücre hatlarında ileri analizler için canlılığın en düşük olduğu ve sitotoksik etkinin en iyi gözlemlendiği saatte yüksek dozlarda P4 uygulanmış hücreler toplanmış ve örnekler karşılaştırmalı olarak 2D gel elektroforezi ile spot analizi yapılmıştır. xCELLigence sonuçlarına göre kontrol ile karşılaştırıldığında hücre canlılığında dozlara bağımlı olarak azalma gözlemlenmiştir. U87MG ve A172 için sırasıyla, yaklaşık 130 ve 60 protein spotu kontrol ile karşılaştırıldığında 2 kat farklılık göstermektedir (p<0.05). Çalışma sonuçlarına göre P4'ün antiproliferatif ve apoptotik etkisi moleküler fonksiyon proteinlerinde önemli değişimlere neden olmaktadır. Böylece P4'ün GBM üzerinde yeni tedavi stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlayabileceği söylenebilir.