Evre-IV intraventriküler kanamalı preterm bir yenidoğanın erken dönemde eksternal ventriküler drenaj ve tPA ile tedavisi: Olgu sunumu


Kazancı E.

2. Ulusal Riskli Bebek Kongresi , Bolu, Türkiye, 21 - 23 Şubat 2020, ss.20

  • Basıldığı Şehir: Bolu
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.20

Özet

Bolu Koru Hotels Spa and Convention
Evre-IV İntraventriküler Kanamalı Preterm Bir Yenidoğanın Erken Dönemde
Eksternal Ventriküler Drenaj ve Tpa ile Tedavisi: Olgu Sunumu
Ebru Kazan
Acıbadem Mehmet Ali Aynlar Üniversitesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji
Bilim Dalı, Maslak Acıbadem Hastanesi, Yenidoğan Yun Bakım Ünitesi, İstanbul
Bolu Koru Hotels Spa and Convention
Evre-IV İntraventriküler Kanamalı Preterm Bir Yenidoğanın Erken Dönemde
Eksternal Ventriküler Drenaj ve Tpa ile Tedavisi: Olgu Sunumu
Ebru Kazan
Acıbadem Mehmet Ali Aynlar Üniversitesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji
Bilim Dalı, Maslak Acıbadem Hastanesi, Yenidoğan Yun Bakım Ünitesi, İstanbul
GİRİŞ: Premature bebeklerin intraventriküler kanaması (IVK) ve sonrasında gelişen post-
hemorajik hidrosefali uzun dönemde serebral palsi ve/veya kognitif bozukluklar ile
sonuçlamaktadır. Kanama sonrası kafa içi basıncın düşürülmesi ve hidrosefali gelişiminin
engellenmesi için farklı tedavi yaklaşımları kullanılmaktadır. Çalışmamızda Evre-
IV IVK
sonrasında erken dönemde ekstraventriküler drenaj (EVD) ve tPA tedavisi ile takip edilen
premature bir yenidoğan olgusu sunulmuştur.
OLGU: 246/7 gestasyon haftasında 795gr ağırlığında doğan
ve üçüncü gününde evre IV
kanaması olan hastaya, dördüncü gününde ventriküllerde dilastasyon görüldüğünden EVD
kateteri konuldu. Beşinci gününde EVD’den geleni olmadığı için çekilen tomografide
kanamanın önceki görüntülemeye göre arttığı ancak temporal hor
nlardaki dilatasyonda
gerileme olduğu izlendi. Yedinci gününde EVD’den 3x58000 IU tPA verilmeye başlanan
hastanın fibrinolitik tedavisine postnatal 12. gününde son verildi. Beyin omurilik sıvısından
(BOS) alınan kültürde Acinetobacter baumannii üremesi olması üzerine 13. gününde EVD
çıkarıldı. Ertesi gün tomografide kanamanın büyük oranda resorbe olduğu ancak
ventriküllerde genişleme olduğu görüldü ve tekrar EVD konuldu. Postnatal 21. gününde BOS
drenajının azalması, tomografide ventriküllerde dilatasyon ol
maması üzerine EVD çıkarıldı.
İzleminde baş çevresinde haftalık normal artışların olduğu görüldü. Postnatal 118. gününde
taburcu edildi. Hastanede yatışı esnasında başlanan fizyoterapisine devam edilen hasta,
takvim yaşı yedi, düzeltilmiş yaşı 3,5 aylıkken
değerlendirildiğinde baş kontrolünün olduğu,
kol desteği ile göğsünü kaldırabildiği, sesli gülmesinin olduğu, aguladığı, orta hattı geçen
izlemesinin olduğu görüldü.
SONUÇ: Çalışmamızda erken dönemde fibrinolitik tedavi ve BOS drenajının
prognozu iyi
yönde etkilediği gösterilmiştir. Literaturdeki çalışmalarda fibronolitik tedavinin hidrosefali
geliştikten sonra başlanması tercih edilmektedir. Bununla birlikte tedaviye yanıtsızlığın da
fibrinolize geç başlanmasından dolayı olduğu düşünülmek
tedir. Bu nedenle evre 3/4
kanamalarda fibrinolitik tedavi ve BOS drenajınının olgumuzda olduğu gibi hidrosefali
gelişmesi beklenmeden erken dönemde başlanmasının prognoz üzerinde etkili olduğu
düşünülmüştür. Bu konuda yapılacak randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.Bolu Koru Hotels Spa and Convention
Evre-IV İntraventriküler Kanamalı Preterm Bir Yenidoğanın Erken Dönemde
Eksternal Ventriküler Drenaj ve Tpa ile Tedavisi: Olgu Sunumu
Ebru Kazan
Acıbadem Mehmet Ali Aynlar Üniversitesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji
Bilim Dalı, Maslak Acıbadem Hastanesi, Yenidoğan Yun Bakım Ünitesi, İstanbul
GİRİŞ: Premature bebeklerin intraventriküler kanaması (IVK) ve sonrasında gelişen post-
hemorajik hidrosefali uzun dönemde serebral palsi ve/veya kognitif bozukluklar ile
sonuçlamaktadır. Kanama sonrası kafa içi basıncın düşürülmesi ve hidrosefali gelişiminin
engellenmesi için farklı tedavi yaklaşımları kullanılmaktadır. Çalışmamızda Evre-
IV IVK
sonrasında erken dönemde ekstraventriküler drenaj (EVD) ve tPA tedavisi ile takip edilen
premature bir yenidoğan olgusu sunulmuştur.
OLGU: 246/7 gestasyon haftasında 795gr ağırlığında doğan
ve üçüncü gününde evre IV
kanaması olan hastaya, dördüncü gününde ventriküllerde dilastasyon görüldüğünden EVD
kateteri konuldu. Beşinci gününde EVD’den geleni olmadığı için çekilen tomografide
kanamanın önceki görüntülemeye göre arttığı ancak temporal hor
nlardaki dilatasyonda
gerileme olduğu izlendi. Yedinci gününde EVD’den 3x58000 IU tPA verilmeye başlanan
hastanın fibrinolitik tedavisine postnatal 12. gününde son verildi. Beyin omurilik sıvısından
(BOS) alınan kültürde Acinetobacter baumannii üremesi olması üzerine 13. gününde EVD
çıkarıldı. Ertesi gün tomografide kanamanın büyük oranda resorbe olduğu ancak
ventriküllerde genişleme olduğu görüldü ve tekrar EVD konuldu. Postnatal 21. gününde BOS
drenajının azalması, tomografide ventriküllerde dilatasyon ol
maması üzerine EVD çıkarıldı.
İzleminde baş çevresinde haftalık normal artışların olduğu görüldü. Postnatal 118. gününde
taburcu edildi. Hastanede yatışı esnasında başlanan fizyoterapisine devam edilen hasta,
takvim yaşı yedi, düzeltilmiş yaşı 3,5 aylıkken
değerlendirildiğinde baş kontrolünün olduğu,
kol desteği ile göğsünü kaldırabildiği, sesli gülmesinin olduğu, aguladığı, orta hattı geçen
izlemesinin olduğu görüldü.
SONUÇ: Çalışmamızda erken dönemde fibrinolitik tedavi ve BOS drenajının
prognozu iyi
yönde etkilediği gösterilmiştir. Literaturdeki çalışmalarda fibronolitik tedavinin hidrosefali
geliştikten sonra başlanması tercih edilmektedir. Bununla birlikte tedaviye yanıtsızlığın da
fibrinolize geç başlanmasından dolayı olduğu düşünülmek
tedir. Bu nedenle evre 3/4
kanamalarda fibrinolitik tedavi ve BOS drenajınının olgumuzda olduğu gibi hidrosefali
gelişmesi beklenmeden erken dönemde başlanmasının prognoz üzerinde etkili olduğu
düşünülmüştür. Bu konuda yapılacak randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.Bolu Koru Hotels Spa and Convention
Evre-IV İntraventriküler Kanamalı Preterm Bir Yenidoğanın Erken Dönemde
Eksternal Ventriküler Drenaj ve Tpa ile Tedavisi: Olgu Sunumu
Ebru Kazan
Acıbadem Mehmet Ali Aynlar Üniversitesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji
Bilim Dalı, Maslak Acıbadem Hastanesi, Yenidoğan Yun Bakım Ünitesi, İstanbul
GİRİŞ: Premature bebeklerin intraventriküler kanaması (IVK) ve sonrasında gelişen post-
hemorajik hidrosefali uzun dönemde serebral palsi ve/veya kognitif bozukluklar ile
sonuçlamaktadır. Kanama sonrası kafa içi basıncın düşürülmesi ve hidrosefali gelişiminin
engellenmesi için farklı tedavi yaklaşımları kullanılmaktadır. Çalışmamızda Evre-
IV IVK
sonrasında erken dönemde ekstraventriküler drenaj (EVD) ve tPA tedavisi ile takip edilen
premature bir yenidoğan olgusu sunulmuştur.
OLGU: 246/7 gestasyon haftasında 795gr ağırlığında doğan
ve üçüncü gününde evre IV
kanaması olan hastaya, dördüncü gününde ventriküllerde dilastasyon görüldüğünden EVD
kateteri konuldu. Beşinci gününde EVD’den geleni olmadığı için çekilen tomografide
kanamanın önceki görüntülemeye göre arttığı ancak temporal hor
nlardaki dilatasyonda
gerileme olduğu izlendi. Yedinci gününde EVD’den 3x58000 IU tPA verilmeye başlanan
hastanın fibrinolitik tedavisine postnatal 12. gününde son verildi. Beyin omurilik sıvısından
(BOS) alınan kültürde Acinetobacter baumannii üremesi olması üzerine 13. gününde EVD
çıkarıldı. Ertesi gün tomografide kanamanın büyük oranda resorbe olduğu ancak
ventriküllerde genişleme olduğu görüldü ve tekrar EVD konuldu. Postnatal 21. gününde BOS
drenajının azalması, tomografide ventriküllerde dilatasyon ol
maması üzerine EVD çıkarıldı.
İzleminde baş çevresinde haftalık normal artışların olduğu görüldü. Postnatal 118. gününde
taburcu edildi. Hastanede yatışı esnasında başlanan fizyoterapisine devam edilen hasta,
takvim yaşı yedi, düzeltilmiş yaşı 3,5 aylıkken
değerlendirildiğinde baş kontrolünün olduğu,
kol desteği ile göğsünü kaldırabildiği, sesli gülmesinin olduğu, aguladığı, orta hattı geçen
izlemesinin olduğu görüldü.
SONUÇ: Çalışmamızda erken dönemde fibrinolitik tedavi ve BOS drenajının
prognozu iyi
yönde etkilediği gösterilmiştir. Literaturdeki çalışmalarda fibronolitik tedavinin hidrosefali
geliştikten sonra başlanması tercih edilmektedir. Bununla birlikte tedaviye yanıtsızlığın da
fibrinolize geç başlanmasından dolayı olduğu düşünülmek
tedir. Bu nedenle evre 3/4
kanamalarda fibrinolitik tedavi ve BOS drenajınının olgumuzda olduğu gibi hidrosefali
gelişmesi beklenmeden erken dönemde başlanmasının prognoz üzerinde etkili olduğu
düşünülmüştür. Bu konuda yapılacak randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.Bolu Koru Hotels Spa and Convention
Evre-IV İntraventriküler Kanamalı Preterm Bir Yenidoğanın Erken Dönemde
Eksternal Ventriküler Drenaj ve Tpa ile Tedavisi: Olgu Sunumu
Ebru Kazan
Acıbadem Mehmet Ali Aynlar Üniversitesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji
Bilim Dalı, Maslak Acıbadem Hastanesi, Yenidoğan Yun Bakım Ünitesi, İstanbul
GİRİŞ: Premature bebeklerin intraventriküler kanaması (IVK) ve sonrasında gelişen post-
hemorajik hidrosefali uzun dönemde serebral palsi ve/veya kognitif bozukluklar ile
sonuçlamaktadır. Kanama sonrası kafa içi basıncın düşürülmesi ve hidrosefali gelişiminin
engellenmesi için farklı tedavi yaklaşımları kullanılmaktadır. Çalışmamızda Evre-
IV IVK
sonrasında erken dönemde ekstraventriküler drenaj (EVD) ve tPA tedavisi ile takip edilen
premature bir yenidoğan olgusu sunulmuştur.
OLGU: 246/7 gestasyon haftasında 795gr ağırlığında doğan
ve üçüncü gününde evre IV
kanaması olan hastaya, dördüncü gününde ventriküllerde dilastasyon görüldüğünden EVD
kateteri konuldu. Beşinci gününde EVD’den geleni olmadığı için çekilen tomografide
kanamanın önceki görüntülemeye göre arttığı ancak temporal hor
nlardaki dilatasyonda
gerileme olduğu izlendi. Yedinci gününde EVD’den 3x58000 IU tPA verilmeye başlanan
hastanın fibrinolitik tedavisine postnatal 12. gününde son verildi. Beyin omurilik sıvısından
(BOS) alınan kültürde Acinetobacter baumannii üremesi olması üzerine 13. gününde EVD
çıkarıldı. Ertesi gün tomografide kanamanın büyük oranda resorbe olduğu ancak
ventriküllerde genişleme olduğu görüldü ve tekrar EVD konuldu. Postnatal 21. gününde BOS
drenajının azalması, tomografide ventriküllerde dilatasyon ol
maması üzerine EVD çıkarıldı.
İzleminde baş çevresinde haftalık normal artışların olduğu görüldü. Postnatal 118. gününde
taburcu edildi. Hastanede yatışı esnasında başlanan fizyoterapisine devam edilen hasta,
takvim yaşı yedi, düzeltilmiş yaşı 3,5 aylıkken
değerlendirildiğinde baş kontrolünün olduğu,
kol desteği ile göğsünü kaldırabildiği, sesli gülmesinin olduğu, aguladığı, orta hattı geçen
izlemesinin olduğu görüldü.
SONUÇ: Çalışmamızda erken dönemde fibrinolitik tedavi ve BOS drenajının
prognozu iyi
yönde etkilediği gösterilmiştir. Literaturdeki çalışmalarda fibronolitik tedavinin hidrosefali
geliştikten sonra başlanması tercih edilmektedir. Bununla birlikte tedaviye yanıtsızlığın da
fibrinolize geç başlanmasından dolayı olduğu düşünülmek
tedir. Bu nedenle evre 3/4
kanamalarda fibrinolitik tedavi ve BOS drenajınının olgumuzda olduğu gibi hidrosefali
gelişmesi beklenmeden erken dönemde başlanmasının prognoz üzerinde etkili olduğu
düşünülmüştür. Bu konuda yapılacak randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.Bolu Koru Hotels Spa and Convention
Evre-IV İntraventriküler Kanamalı Preterm Bir Yenidoğanın Erken Dönemde
Eksternal Ventriküler Drenaj ve Tpa ile Tedavisi: Olgu Sunumu
Ebru Kazan
Acıbadem Mehmet Ali Aynlar Üniversitesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji
Bilim Dalı, Maslak Acıbadem Hastanesi, Yenidoğan Yun Bakım Ünitesi, İstanbul
GİRİŞ: Premature bebeklerin intraventriküler kanaması (IVK) ve sonrasında gelişen post-
hemorajik hidrosefali uzun dönemde serebral palsi ve/veya kognitif bozukluklar ile
sonuçlamaktadır. Kanama sonrası kafa içi basıncın düşürülmesi ve hidrosefali gelişiminin
engellenmesi için farklı tedavi yaklaşımları kullanılmaktadır. Çalışmamızda Evre-
IV IVK
sonrasında erken dönemde ekstraventriküler drenaj (EVD) ve tPA tedavisi ile takip edilen
premature bir yenidoğan olgusu sunulmuştur.
OLGU: 246/7 gestasyon haftasında 795gr ağırlığında doğan
ve üçüncü gününde evre IV
kanaması olan hastaya, dördüncü gününde ventriküllerde dilastasyon görüldüğünden EVD
kateteri konuldu. Beşinci gününde EVD’den geleni olmadığı için çekilen tomografide
kanamanın önceki görüntülemeye göre arttığı ancak temporal hor
nlardaki dilatasyonda
gerileme olduğu izlendi. Yedinci gününde EVD’den 3x58000 IU tPA verilmeye başlanan
hastanın fibrinolitik tedavisine postnatal 12. gününde son verildi. Beyin omurilik sıvısından
(BOS) alınan kültürde Acinetobacter baumannii üremesi olması üzerine 13. gününde EVD
çıkarıldı. Ertesi gün tomografide kanamanın büyük oranda resorbe olduğu ancak
ventriküllerde genişleme olduğu görüldü ve tekrar EVD konuldu. Postnatal 21. gününde BOS
drenajının azalması, tomografide ventriküllerde dilatasyon ol
maması üzerine EVD çıkarıldı.
İzleminde baş çevresinde haftalık normal artışların olduğu görüldü. Postnatal 118. gününde
taburcu edildi. Hastanede yatışı esnasında başlanan fizyoterapisine devam edilen hasta,
takvim yaşı yedi, düzeltilmiş yaşı 3,5 aylıkken
değerlendirildiğinde baş kontrolünün olduğu,
kol desteği ile göğsünü kaldırabildiği, sesli gülmesinin olduğu, aguladığı, orta hattı geçen
izlemesinin olduğu görüldü.
SONUÇ: Çalışmamızda erken dönemde fibrinolitik tedavi ve BOS drenajının
prognozu iyi
yönde etkilediği gösterilmiştir. Literaturdeki çalışmalarda fibronolitik tedavinin hidrosefali
geliştikten sonra başlanması tercih edilmektedir. Bununla birlikte tedaviye yanıtsızlığın da
fibrinolize geç başlanmasından dolayı olduğu düşünülmek
tedir. Bu nedenle evre 3/4
kanamalarda fibrinolitik tedavi ve BOS drenajınının olgumuzda olduğu gibi hidrosefali
gelişmesi beklenmeden erken dönemde başlanmasının prognoz üzerinde etkili olduğu
düşünülmüştür. Bu konuda yapılacak randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.GİRİŞ: Premature bebeklerin intraventriküler kanaması (IVK) ve sonrasında gelişen post-
hemorajik hidrosefali uzun dönemde serebral palsi ve/veya kognitif bozukluklar ile
sonuçlamaktadır. Kanama sonrası kafa içi basıncın düşürülmesi ve hidrosefali gelişiminin
engellenmesi için farklı tedavi yaklaşımları kullanılmaktadır. Çalışmamızda Evre-
IV IVK
sonrasında erken dönemde ekstraventriküler drenaj (EVD) ve tPA tedavisi ile takip edilen
premature bir yenidoğan olgusu sunulmuştur.
OLGU: 246/7 gestasyon haftasında 795gr ağırlığında doğan
ve üçüncü gününde evre IV
kanaması olan hastaya, dördüncü gününde ventriküllerde dilastasyon görüldüğünden EVD
kateteri konuldu. Beşinci gününde EVD’den geleni olmadığı için çekilen tomografide
kanamanın önceki görüntülemeye göre arttığı ancak temporal hor
nlardaki dilatasyonda
gerileme olduğu izlendi. Yedinci gününde EVD’den 3x58000 IU tPA verilmeye başlanan
hastanın fibrinolitik tedavisine postnatal 12. gününde son verildi. Beyin omurilik sıvısından
(BOS) alınan kültürde Acinetobacter baumannii üremesi olması üzerine 13. gününde EVD
çıkarıldı. Ertesi gün tomografide kanamanın büyük oranda resorbe olduğu ancak
ventriküllerde genişleme olduğu görüldü ve tekrar EVD konuldu. Postnatal 21. gününde BOS
drenajının azalması, tomografide ventriküllerde dilatasyon ol
maması üzerine EVD çıkarıldı.
İzleminde baş çevresinde haftalık normal artışların olduğu görüldü. Postnatal 118. gününde
taburcu edildi. Hastanede yatışı esnasında başlanan fizyoterapisine devam edilen hasta,
takvim yaşı yedi, düzeltilmiş yaşı 3,5 aylıkken
değerlendirildiğinde baş kontrolünün olduğu,
kol desteği ile göğsünü kaldırabildiği, sesli gülmesinin olduğu, aguladığı, orta hattı geçen
izlemesinin olduğu görüldü.
SONUÇ: Çalışmamızda erken dönemde fibrinolitik tedavi ve BOS drenajının
prognozu iyi
yönde etkilediği gösterilmiştir. Literaturdeki çalışmalarda fibronolitik tedavinin hidrosefali
geliştikten sonra başlanması tercih edilmektedir. Bununla birlikte tedaviye yanıtsızlığın da
fibrinolize geç başlanmasından dolayı olduğu düşünülmek
tedir. Bu nedenle evre 3/4
kanamalarda fibrinolitik tedavi ve BOS drenajınının olgumuzda olduğu gibi hidrosefali
gelişmesi beklenmeden erken dönemde başlanmasının prognoz üzerinde etkili olduğu
düşünülmüştür. Bu konuda yapılacak randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.