Tüberkülozun Tanısını Yeniden Düşünme: Nanoteknoloji ve Yerinde Tanı


Mozioğlu E.

1.Uluslararası Mikobakteri Sempozyumu, Mersin, Türkiye, 28 - 30 Kasım 2019

  • Basıldığı Şehir: Mersin
  • Basıldığı Ülke: Türkiye

Özet

Dünya nüfusunu önemli ölçüde etkileyen tüberkülozun, tümüyle ortadan kaldırılabilmesinde, erken tanı erken tedavi” ilkesi öne çıkmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü, veremli hastaların yalnızca % 64’üne tanı konulabildiğini tahmin etmektedir. Rakamlar göstermektedir ki dünya tarihinde, çok eskilere uzanan bu hastalık için halen yeterli önlemler alınamamaktadır. Zorluklar, tüberküloz etkeni bakterilerin, hem yapısal hem de metabolik özelliklerinin, diğer bakterilerden farklı olmasından ileri gelse de geleneksel yöntemler de bu sorunla savaşım için yeterli görünmemektedir. Mevcut yöntemlere yardımcı ve hatta seçenek olabilecek çağdaş yeni yöntemlerin çok hızlı bir şekilde geliştirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, nanoteknoloji, önemli kazanımlar sunmaktadır. Yeni nanomalzemelerin tasarlanması ve nanoalgılayıcılar ile bunların sinyal üretici sistemlerle bütünleştirilmesi yeni dirimalgılayıcıların (biyosensörlerin) geliştirilmesini olanaklı hale getirmektedir. Yenilikçi bu yaklaşımlar, hem maliyeti düşürdükleri hem de yerinde tanı (point-of-care) koyabilmeyi sağladıkları için, gelecekte, daha yaygın kullanım alanlarına sahip olabileceklerdir. Tüberkülozun tanısına özel geliştirilen bu yeni araçların başarıları kanıtlandıkça, laboratuvarlardan kliniğe herkesin, tüberkülozun tanısı üzerinde yeniden düşünme gereksinimi artacak, nanoteknolojik yaklaşımlar, geleneksel yöntemlerin önüne geçebilecektir. Dünya nüfusunu önemli ölçüde etkileyen tüberkülozun, tümüyle ortadan kaldırılabilmesinde, "erken tanı erken tedavi" ilkesi öne çıkmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü, veremli hastaların yalnızca % 64'üne tanı konulabildiğini tahmin etmektedir. Rakamlar göstermektedir ki dünya tarihinde, çok eskilere uzanan bu hastalık için halen yeterli önlemler alınamamaktadır. Zorluklar, tüberküloz etkeni bakterilerin, hem yapısal hem de metabolik özelliklerinin, diğer bakterilerden farklı olmasından ileri gelse de geleneksel yöntemler de bu sorunla savaşım için yeterli görünmemektedir. Mevcut yöntemlere yardımcı ve hatta seçenek olabilecek çağdaş yeni yöntemlerin çok hızlı bir şekilde geliştirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, nanoteknoloji, önemli kazanımlar sunmaktadır. Yeni nanomalzemelerin tasarlanması ve nanoalgılayıcılar ile bunların sinyal üretici sistemlerle bütünleştirilmesi yeni dirimalgılayıcıların (biyosensörlerin) geliştirilmesini olanaklı hale getirmektedir. Yenilikçi bu yaklaşımlar, hem maliyeti düşürdükleri hem de yerinde tanı (point-of-care) koyabilmeyi sağladıkları için, gelecekte, daha yaygın kullanım alanlarına sahip olabileceklerdir. Tüberkülozun tanısına özel geliştirilen bu yeni araçların başarıları kanıtlandıkça, laboratuvarlardan kliniğe herkesin, tüberkülozun tanısı üzerinde yeniden düşünme gereksinimi artacak, nanoteknolojik yaklaşımlar, geleneksel yöntemlerin önüne geçebilecektir. Anahtar Sözcükler: Tüberküloz, yerinde tanı (point-of-care), nanoteknoloji.