Üniversite Öğrencilerinde Stres Algısı, Fiziksel Aktivite ve Kardiyak Otonom Modülasyon Arasındaki Ayrışma: Kalp Hızının Rolü
2. Uluslararası Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Kongresi, Ankara, Türkiye, 2 - 04 Nisan 2026, ss.60, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: Ankara
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.60
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Amaç Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinde algılanan stres düzeyi ve haftalık fiziksel aktivite hacminin (MET) kardiyak otonom modülasyon ile ilişkisini incelemek ve dinlenim kalp hızının otonom dengeyi yansıtan bir belirteç olup olmadığını değerlendirmekti.
Yöntem Kesitsel tasarıma sahip bu çalışmaya 50 sağlıklı üniversite öğrencisi (25 kadın) dahil edildi. Dinlenim kalp hızı (atım/dk), haftalık MET değerleri, Algılanan Stres Ölçeği-14 (ASÖ-14) skorları ve kalp hızı değişkenliği (HRV) parametreleri [zaman alanı (RMSSD, SDNN), frekans alanı (LF, HF, LF/HF), stres indeksi, PNS ve SNS indeksleri] değerlendirildi. Değişkenler arası ilişkiler Spearman korelasyon analizi ile incelendi.
Bulgular Dinlenim kalp hızı ile parasempatik göstergeler arasında anlamlı negatif korelasyonlar saptandı (RMSSD: r=-0,48; HF (n.u.): r=-0,36; PNS indeksi: r=-0,73; p<0,05). Buna karşılık sempatik göstergeler ile anlamlı pozitif korelasyonlar bulundu (LF (n.u.): r=0,35; LF/HF: r=0,40; stres indeksi: r=0,45; SNS indeksi: r=0,78; p<0,05). Algılanan stres skorları ve haftalık MET değerleri ile HRV parametreleri arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05).
Sonuç Bulgularımız, üniversite öğrencilerinde algılanan psikolojik stres ve bildirilen haftalık fiziksel stres (aktivite hacmi) ile kardiyak otonom modülasyon arasında belirgin bir ayrışma olabileceğini göstermektedir. Öznel olarak yüksek stres bildirilmesi ve daha yüksek fiziksel aktivite düzeyi, her zaman otonom kardiyak yükte paralel bir değişim ile ilişkilendirilmemektedir. Buna karşılık dinlenim kalp hızı, parasempatik baskılanma ve sempatik aktivasyon ile güçlü ve tutarlı ilişkiler göstererek otonom dengeyi yansıtan daha sağlam bir fizyolojik belirteç olarak öne çıkmaktadır. Bu sonuçlar, genç ve sağlıklı bireylerde fizyolojik otonom organizasyonun öznel stres algısı ve öz-bildirim temelli fiziksel aktivite düzeyinden bağımsız düzenlenebileceğini ve bu sistemlerin her zaman eş zamanlı değişim göstermeyebileceğini düşündürmektedir. Objektif değerlendirme yöntemleri kullanılarak yapılan çalışmaların bu ilişkiyi daha net gösterebilir.
Purpose The aim of this study was to examine the relationship between perceived stress level and weekly physical activity volume (MET) with cardiac autonomic modulation in university students and to evaluate whether resting heart rate reflects autonomic balance as a marker.
Methods This cross-sectional study included 50 healthy university students (25 females). Resting heart rate (beats/min), weekly MET values, Perceived Stress Scale-14 (PSS-14) scores and heart rate variability (HRV) parameters [time domain (RMSSD, SDNN), frequency domain (LF, HF, LF/HF), stress index, PNS and SNS indices] were evaluated. Relationships between variables were examined using Spearman correlation analysis.
Results Significant negative correlations were found between resting heart rate and parasympathetic indicators (RMSSD: r=-0.48; HF (n.u.): r=-0.36; PNS index: r=-0.73; p<0.05). In contrast, significant positive correlations were found with sympathetic indicators (LF (n.u.): r=0.35; LF/HF: r=0.40; stress index: r=0.45; SNS index: r=0.78; p<0.05). No significant relationship was found between perceived stress scores and weekly MET values and HRV parameters (p>0.05).
Conclusion Our findings suggest that there may be a distinct dissociation between perceived psychological stress and reported weekly physical stress (activity volume) and cardiac autonomic modulation in university students. Reporting higher perceived stress and higher physical activity level is not necessarily associated with a parallel change in autonomic cardiac load. In contrast, resting heart rate emerges as a more robust physiological marker reflecting autonomic balance through its strong and consistent associations with parasympathetic withdrawal and sympathetic activation. These results suggest that in young and healthy individuals, physiological autonomic organization may be regulated independently of subjective stress perception and self-reported physical activity level, and that these systems may not always change synchronously. Studies conducted using objective assessment methods may demonstrate this relationship more clearly.