Erken evre mide kanseri ve Kikuchi Fujimato Hastalığı birlikteliği


Açar S., Aygün C.

4. Çukurova Gastro-intestinal Cerrahi Hastalıkları Kongresi, Adana, Türkiye, 28 Şubat - 01 Mart 2020, ss.1-3

  • Basıldığı Şehir: Adana
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.1-3

Özet

Erken evre mide kanseri ve Kikuchi Fujimato Hastalığı birlikteliği


Sami Açar1,Cem Aygün21T.c. Sağlık Bakanlığı Zeynep Kamil Kadın Ve Çocuk Hastalıkları Eğitim Ve Araştırma Hastanesi / İstanbul2Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Anabilim Dalı Altunizade Hastanesi/istanbul


Amaç :Erken evre mide kanseri tanısı koyma oranı, gelişmiş teknolojikullanımı ve tarama yöntemlerinin öneminin zamanla daha iyi anlaşılması sayesinde artmıştır. Tanısı konan erken evre mide kanserinin tedavisinde, metastatik hastalık varlığı dışlandıktan sonra, cerrahi tedavi kadar etkin olan, endoskopik mukozal rezeksiyon veya submukozal diseksiyon yöntemleri uygulanabilir. Cerrahi tedavi öncesi evrelemede kontrastlı BT (Bilgisayarlı tomografi) görüntüleme kullanılır ve bölgesel lenf nodlarının gözlenmesi durumunda, noninvaziv olan 18F FDG PET-BT (18F-fluorodeoksiglukoz pozitron emüsyon bilgisayarlı tomografi) görüntüleme istenir. Patolojik lenf nodu varlığının saptanmasıyla cerrahi tedavi ön plana geçer. Hastamızda mide kanseri evresi oldukça erken olmasına rağmen eşlik eden lenf bezlerinde 18F FDG PET-BT aktivitesinin yüksek tutulumu metastaz ile uyumlu değerlendirildi. Ancak histopatolojik değerlendirmede eş zamanlı saptanın KFH (Kikuchi Fujimato Hastalığı)’nın olduğu görüldü. Mide kanserine eşlik eden ve oldukça nadir görülen KFH gibi bazı durumlarda artmış 18F FDG PET-BT aktivitesi ile yanıltıcı olabilir ve hastayı radikal tedaviye yönlendirebilir.Bulgular :Karın ağrısı, kilo kaybı ve gece terlemesi ile başvuran 51 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde epigastrik bölgede hassasiyet saptandı. Eritrosit sedimentasyon hızı 30 mm/s olarak üst sınırın iki katı kadar yüksek bulundu. Hastaya tedaviye dirençli karın ağrısını tetkik etmek üzere BT görüntüleme yapıldı ve sağ retrokrural alanda, sol gastrik lojda, çölyak aksiste, portal hiler, paraaortik, bilateraleksternal iliak arter trasesinde, dar çapı bir cm’ye ulaşmayan çok sayıda lenf nodu izlendi. Bu bulgular ışığında gastroduodenoskopi yapıldı ve narrow band incelemede antrum mukozasında düzensiz, mukozadan kabarık alan seçildi ve biyopsi alındı. Biyopsi sonucunda tubuler tip, tek örnekte bir mm çapında erken evre gastrik invaziv adenokarsinom varlığı gözlendi ve tümörün mukozaya sınırlı olduğu, komşu mukozanın ağır derecede displazi içerdiği belirtildi. Sistemik yayılımın dışlanması amacıyla 18F FDG PET-BTile ileri görüntüleme yapıldı. Küçük kurvaturada, aortokaval alanda, periportal ve portokaval lenf nodlarında artmış FDG aktivitesi, ön planda metastatik hastalık olarak değerlendirildi. Buna göre hastaya cerrahi tedavi planlandı. CA19-9: 17.1 IU/ml ve CEA: 1.1 ng/ml olarak normal sonuçlandı. Sonrasında radikal subtotal gastrektomi ile portal ven ve aortokaval bölgede yer alan lenf nodlarına yönelik lenfadenektomi yapıldı. Patolojik inceleme sekiz mm boyutunda, antrum yerleşimli, iyi diferansiye, grade 1, lamina propria invazyonu olan, cerrahi sınırların negatif olduğu, 39 lenf nodunda metastazın bulunmadığı adenokarsinom olarak raporlandı. Hasta pT1aN0M_ olarak evrelendi. Patoloji sonucunda dikkati çeken 18F FDG PET-BT ile yüksek aktiviteli tutulum izlenenen lenf nodlarında metastaz olmamasıydı. Lenf nodlarında patolojik incelemede histiyositik lenfadenit gözlenmekteydi ve KFH ile uyumlu olarak değerlendirildi.Sonuç :Erken evre mide kanseri tedavisinde uygun hastalar için endoskopik rezeksion yöntemleri iyi bir tedavi seçeneği olabilir. Hastayı gereksiz morbiditeden korur. Yöntemin uygulanabilmesi için hastalığın mideye sınırlı olması gerekmektedir. Lokorejyonel hastalık belirtilerinin gözlenmesi durumunda, sistemik taramanın yapılabilmesi için PET-BT tercih edilir. Oysa birçok durumda yanlış pozitif sonuç vereceği akılda tutulmalıdır. Bu durumlardan biri de KFH’dır. Hasta yanlış pozitif PET-BT sonucu nedeniyle radikal tedaviye yönlendirilebilir. Sonuç olarak SUV max değerlerinin daha iyi analiz edilmesine dikkat edilmeli, şüphede kalınan durumlarda endoskopik USG daha etkili kullanılmalı ve mümkünse biyopsi alınması için çaba harcanmalıdır.Anahtar Kelimeler:Histiyositik nekrotizan lenfadenit, mide kanseri, endoskopik cerrahi girişimlerEndoskopik görünümNarrow band incelemede antrumda düzensiz mukozal alan18F FDG PET-BT görüntülemede patolojik lenf nodlarıKüçük kurvaturada, aortokaval alanda, periportal ve portokaval alanda yer alan lenf nodlarında artmış fluorodeoksiglukoz aktivitesi, metastatik hastalık lehine değerlendirildi.18F FDG PET-BT görüntülemede patolojik lenf nodlarıKüçük kurvaturada, aortokaval alanda, periportal ve portokaval alanda yer alan lenf nodlarında artmış fluorodeoksiglukoz aktivitesi, metastatik hastalık lehine değerlendirildi.Ok ile periportal alanda yer lan lenf nodu gözlenmektedir

Erken evre mide kanseri ve Kikuchi Fujimato Hastalığı birlikteliği


Sami Açar1,Cem Aygün21T.c. Sağlık Bakanlığı Zeynep Kamil Kadın Ve Çocuk Hastalıkları Eğitim Ve Araştırma Hastanesi / İstanbul2Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Anabilim Dalı Altunizade Hastanesi/istanbul


Amaç :Erken evre mide kanseri tanısı koyma oranı, gelişmiş teknolojikullanımı ve tarama yöntemlerinin öneminin zamanla daha iyi anlaşılması sayesinde artmıştır. Tanısı konan erken evre mide kanserinin tedavisinde, metastatik hastalık varlığı dışlandıktan sonra, cerrahi tedavi kadar etkin olan, endoskopik mukozal rezeksiyon veya submukozal diseksiyon yöntemleri uygulanabilir. Cerrahi tedavi öncesi evrelemede kontrastlı BT (Bilgisayarlı tomografi) görüntüleme kullanılır ve bölgesel lenf nodlarının gözlenmesi durumunda, noninvaziv olan 18F FDG PET-BT (18F-fluorodeoksiglukoz pozitron emüsyon bilgisayarlı tomografi) görüntüleme istenir. Patolojik lenf nodu varlığının saptanmasıyla cerrahi tedavi ön plana geçer. Hastamızda mide kanseri evresi oldukça erken olmasına rağmen eşlik eden lenf bezlerinde 18F FDG PET-BT aktivitesinin yüksek tutulumu metastaz ile uyumlu değerlendirildi. Ancak histopatolojik değerlendirmede eş zamanlı saptanın KFH (Kikuchi Fujimato Hastalığı)’nın olduğu görüldü. Mide kanserine eşlik eden ve oldukça nadir görülen KFH gibi bazı durumlarda artmış 18F FDG PET-BT aktivitesi ile yanıltıcı olabilir ve hastayı radikal tedaviye yönlendirebilir.Bulgular :Karın ağrısı, kilo kaybı ve gece terlemesi ile başvuran 51 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde epigastrik bölgede hassasiyet saptandı. Eritrosit sedimentasyon hızı 30 mm/s olarak üst sınırın iki katı kadar yüksek bulundu. Hastaya tedaviye dirençli karın ağrısını tetkik etmek üzere BT görüntüleme yapıldı ve sağ retrokrural alanda, sol gastrik lojda, çölyak aksiste, portal hiler, paraaortik, bilateraleksternal iliak arter trasesinde, dar çapı bir cm’ye ulaşmayan çok sayıda lenf nodu izlendi. Bu bulgular ışığında gastroduodenoskopi yapıldı ve narrow band incelemede antrum mukozasında düzensiz, mukozadan kabarık alan seçildi ve biyopsi alındı. Biyopsi sonucunda tubuler tip, tek örnekte bir mm çapında erken evre gastrik invaziv adenokarsinom varlığı gözlendi ve tümörün mukozaya sınırlı olduğu, komşu mukozanın ağır derecede displazi içerdiği belirtildi. Sistemik yayılımın dışlanması amacıyla 18F FDG PET-BTile ileri görüntüleme yapıldı. Küçük kurvaturada, aortokaval alanda, periportal ve portokaval lenf nodlarında artmış FDG aktivitesi, ön planda metastatik hastalık olarak değerlendirildi. Buna göre hastaya cerrahi tedavi planlandı. CA19-9: 17.1 IU/ml ve CEA: 1.1 ng/ml olarak normal sonuçlandı. Sonrasında radikal subtotal gastrektomi ile portal ven ve aortokaval bölgede yer alan lenf nodlarına yönelik lenfadenektomi yapıldı. Patolojik inceleme sekiz mm boyutunda, antrum yerleşimli, iyi diferansiye, grade 1, lamina propria invazyonu olan, cerrahi sınırların negatif olduğu, 39 lenf nodunda metastazın bulunmadığı adenokarsinom olarak raporlandı. Hasta pT1aN0M_ olarak evrelendi. Patoloji sonucunda dikkati çeken 18F FDG PET-BT ile yüksek aktiviteli tutulum izlenenen lenf nodlarında metastaz olmamasıydı. Lenf nodlarında patolojik incelemede histiyositik lenfadenit gözlenmekteydi ve KFH ile uyumlu olarak değerlendirildi.Sonuç :Erken evre mide kanseri tedavisinde uygun hastalar için endoskopik rezeksion yöntemleri iyi bir tedavi seçeneği olabilir. Hastayı gereksiz morbiditeden korur. Yöntemin uygulanabilmesi için hastalığın mideye sınırlı olması gerekmektedir. Lokorejyonel hastalık belirtilerinin gözlenmesi durumunda, sistemik taramanın yapılabilmesi için PET-BT tercih edilir. Oysa birçok durumda yanlış pozitif sonuç vereceği akılda tutulmalıdır. Bu durumlardan biri de KFH’dır. Hasta yanlış pozitif PET-BT sonucu nedeniyle radikal tedaviye yönlendirilebilir. Sonuç olarak SUV max değerlerinin daha iyi analiz edilmesine dikkat edilmeli, şüphede kalınan durumlarda endoskopik USG daha etkili kullanılmalı ve mümkünse biyopsi alınması için çaba harcanmalıdır.Anahtar Kelimeler:Histiyositik nekrotizan lenfadenit, mide kanseri, endoskopik cerrahi girişimlerEndoskopik görünümNarrow band incelemede antrumda düzensiz mukozal alan18F FDG PET-BT görüntülemede patolojik lenf nodlarıKüçük kurvaturada, aortokaval alanda, periportal ve portokaval alanda yer alan lenf nodlarında artmış fluorodeoksiglukoz aktivitesi, metastatik hastalık lehine değerlendirildi.18F FDG PET-BT görüntülemede patolojik lenf nodlarıKüçük kurvaturada, aortokaval alanda, periportal ve portokaval alanda yer alan lenf nodlarında artmış fluorodeoksiglukoz aktivitesi, metastatik hastalık lehine değerlendirildi.Ok ile periportal alanda yer lan lenf nodu gözlenmektedir