Yasal Tahliyenin Kadınlar Üzerinde Yarattığı Psikosomatik Morbidite
Tez Türü: Bütünleşik Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tez Danışmanı: Yıldırım Çınar
Tezin Onay Tarihi: 1998
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
Çeşitli sorumluluklar altında
ezilen kadın, istenmeyen bir gebeliğin ortaya çıkardığı çeşitli psikososyal ve
emosyonel risk etmenleri karşısında bir anksiyöz ve depresif duygulanım
durumuna sahip olmaktadır. Sonuç olarak psikosomatik morbidite açısından
çeşitli etmenlere zemin hazırlanmaktadır. Bu çalışma oluşabilecek bu
psikosomatik morbidite riskini düşürmeye yönelik çalışmalara ışık tutmayı ve
çözüme yönelik öneriler sunmayı amaçlamaktadır.
Şubat 1998 ve Mayıs 1998
tarihleri arasında Haydarpaşa Numune Hastanesi Aile Planlaması Polikliniği'ne
yasal tahliye talebiyle başvuran 88 olgu; bir grubuna kadın cinsel organlarının
tanıtıldığı, kullanılacak aletlerin ve yapılacak işlemin şemalar yardımıyla
tanıtıldığı kısa bir eğitim verilmiş, diğer gruba ek bir eğitim verilmemiştir,
ile Haydarpaşa Numune Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine
başvuran 80 hastadan faydalanılmıştır. Ardından bu olgularda Amerikan
Psikiyatri Birliği'nin DSM-IV ölçütleri ışığında Hamilton Depresyon Skalası
(HDS) ve Beck Anksiyete Skalası'ndan (BAS) faydalanılarak depresyon ve
anksiyete taraması yapılmıştır. İşlem öncesi, 1 hafta sonrasında ve bir ay
sonrasında olmak üzere yüz yüze üç görüşme gerçekleştirilmiştir.
Sonuçların istatistiksel
testler ile değerlendirilmesi sonucu, istemeden gebe kalanların ruhsal açıdan
nasıl yıprandıklarını açık bir biçimde gözler önüne serilmektedir. Yasal
tahliye amacıyla başvuran hastaların 57'sinde (%63.6) herhangi bir şiddette
depresyon saptanırken, 53'ünde (%60.2) anksiyete bulguları mevcut idi.
Poliklinik hasta grubunda depresif bulgular insidansı %46.25 iken, anksiyöz
bulgular insidansı %33.75 bulunmuştur. Eğitim almayan hastaların anksiyete
bulgularının insidansı çalışma sonucunda istatistiksel olarak anlamlı derecede düşerken
(p<0.05) eğitim alan hastaların anksiyete düzeylerinde çalışma sonucunda
benzer bir düşüş görülmemiştir (p>0.05). Uygulamalı olarak işlemin yapılışı
hakkında bilgi sahibi olmak kadınlarımızı daha da nörotik bir kişilik yapısına
itmiştir. Yapılan testler sonucunda da kadınlarımızın eğitim düzeyi arttıkça
anksiyete insidansındaki düşüş istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde
yavaştır (p<0.05).
Risk faktörlerinin daha iyi
tanımlanması klinisyenlerin psikosomatik morbiditeye yatkın kadınları tanımlamalarına
destek olacak ve gerekli psikolojik girişimi olası kılacaktır. Yasal tahliyenin
bir aile planlaması yöntemi olmadığı konusunda gerekli yönlendirici
çalışmaların planlanması gerekmektedir ve belki de yasal tahliye, aile
planlaması hizmeti veren ekipten alınarak salt bu alanda çalışan sağlık
ekiplerine yüklenmelidir. Bu sonuç karşısında, öncelikli çözümün eğitim olduğu,
en önemlisi ve ileri çalışmalara gereksinim gösteren alanın ise, gebelikleri
sona erdirme konusunda kadınların kararlarını etkileyen eşlerin eğitilmesi
olduğu açıktır.