Temporomandibular Rahatsızlıklarda Çiğneme Fonksiyonu ile Kinezyofobi, Çene, Baş-Boyun Propriyosepsiyonu Arasındaki İlişki


Arş. Gör. HATİCE KÜBRA GÜN

Tez Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fizyoterapi Ve Rehabilitasyon A.B.D., Türkiye

Tez Danışmanı: Selen Serel Arslan

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

Bu çalışmanın amacı; Temporomandibular Rahatsızlıklar (TMR)’da çiğneme fonksiyonu ile kinezyofobi, çene, baş-boyun propriyosepsiyonu arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmaya diş hekimliği tarafından TMR tanısı konmuş yaş ortalaması 29,23 ± 10,03 yıl olan 34 birey dahil edildi. Katılımcılara ait tanımlayıcı bilgiler sorgulandıktan sonra ağrı ve engellilik durumu Vizüel Analog Skala (VAS), Derecelendirilmiş Kronik Ağrı Skalası (GCPS) ve Kraniyofasiyal Ağrı ve Engellilik Anketi (CF-PDI) ile değerlendirildi. Çiğneme fonksiyonunun değerlendirilmesinde Mandibular Fonksiyon Bozukluğu Anketi (MFIQ-T-N), Katıların Çiğnenmesi ve Yutulması Testi (TOMASS) ve farklı besinleri çiğnerken (bisküvi, marshmellow, sert şeker) yüzeyel Elektromiyografi (yEMG) değerlendirmesi olmak üzere üç farklı yöntem kullanıldı. yEMG değerlendirmesi esnasında masseter ve temporalis anterior kaslarının aktivasyonlarının yanı sıra doğal çiğneme süresi de kaydedildi. Ayrıca TMR’li bireylerin TMR şikâyet tarafı etkilenmiş taraf olarak tanımlandı. Kinezyofobi Temporomandibular Bozukluklarda Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TMD/TSK-T) ve baş postürü, çene, baş-boyun propriyosepsiyonu ise sırasıyla Kraniyoservikal Açı Ölçümü, farklı çapta metal aparatların kullanıldığı AMEDA protokolü ve Servikosefalik Kinestezi Testi (SKT) ile değerlendirildi. Çene propriyosepsiyon değerlendirmesinin sonuçları daha kalın ve daha ince algılama yüzdesi, doğruluk yüzdesi ve sapma miktarı olarak kaydedildi. Çalışmaya dahil edilen bireylerin MFIQ-T-N değerlendirmesinin tüm parametreleri ile kinezyofobi arasında orta düzeyde pozitif ilişki bulundu (p<0,05). MFIQ-T-N değerlendirmesinin çiğneme ile ilgili aktiviteler puanı ile çene propriyosepsiyonu daha kalın algılama yüzdesi arasında orta düzeyde negatif ilişki ve aynı puan ile çene propriyosepsiyonu daha ince algılama yüzdesi arasında orta düzeyde pozitif ilişki bulundu (sırasıyla; r=-0,41, p=0,015; r=0,35, p=0,041). TOMASS yutma sayısı ile çene propriyosepsiyonu doğruluk yüzdesi arasında düşük düzeyde negatif ilişki bulundu (r=-0,34, p=0,046). Sert şeker çiğnerken yEMG ile kaydedilen etkilenmemiş taraf masseter kas aktivasyon yüzdesi ile çene propriyosepsiyonu daha kalın algılama yüzdesi arasında düşük düzeyde negatif ilişki bulundu (r=-0,34, p=0,045). Marshmellow çiğnerken yEMG ile kaydedilen doğal çiğneme süresi ile çene propriyosepsiyon doğruluk yüzdesi arasında düşük düzeyde negatif ilişki ve aynı süre ile metal aparatı daha ince algılama yüzdesi arasında düşük düzeyde pozitif ilişki bulundu (sırasıyla; r=-0,38, p=0,025; r=0,38, p=0,024). Sert şeker çiğnerken yEMG ile kaydedilen doğal çiğneme süresi ile çene propriyosepsiyonu sapma miktarı ve metal aparatın daha ince algılanma yüzdesi arasında orta düzeyde pozitif ilişki ve aynı süre ile çene propriyosepsiyonu doğruluk yüzdesi arasında orta düzeyde negatif ilişki bulundu (sırasıyla; r=0,44, p=0,009; r=0,55, p=0,001; r=-0,56, p=0,001). Çalışmaya dahil edilen bireylerin MFIQ-T-N toplam puanı ve fonksiyonel bozukluk derecesi ile sol lateral fleksiyon sapma miktarı arasında düşük düzeyde pozitif ilişki bulundu (sırasıyla; r=0,36, p=0,036; r=0,35, p=0,039). TOMASS ısırık sayısı ile fleksiyon sapma miktarı arasında düşük düzeyde negatif ilişki bulundu (r=-0,36, p=0,034). Bisküvi çiğnerken yEMG ile kaydedilen etkilenmiş taraf temporalis anterior kas aktivasyon yüzdesi ile baş-boyun sol rotasyon sapma miktarı arasında düşük düzeyde negatif ilişki bulundu (r=-0,34, p=0,046). Bisküvi çiğnerken yEMG ile kaydedilen doğal çiğneme süresi ile baş-boyun fleksiyonu sapma miktarı arasında orta düzeyde ve marshmellow çiğnerken kaydedilen doğal çiğneme süresi ile arasında ise düşük düzeyde negatif ilişki bulundu (sırasıyla; r=-0,42, p=0,012; r=-0,35, p=0,038). Sonuç olarak; TMR’li bireylerde kinezyofobi seviyesi ve çene, baş-boyun propriyosepsiyonundaki yetersizlikler arttıkça çiğneme fonksiyon bozukluklarının ve çiğneme fonksiyonunda yaşanan zorlanmanın arttığı belirlendi. TMR’li bireylerde çiğneme fonksiyonunun iyileştirilmesinde kinezyofobi, çene, baş-boyun propriyosepsiyonu değerlendirilmeli ve gerekli tedavi yaklaşımları bireysel rehabilitasyon programlarına dahil edilmelidir.